25 Eylül 2018 Salı14 Muharrem 1440
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler. Fakat, kendileri onlara bir şey ...(Mutaffifîn, 83/1-3)
  • "Sevdiğini ölçülü sev, belki bir gün nefret edebilirsin. Nefret ettiğinden de ölçülü nefret et, belki bir gün sevebilirsin."(Tirmizî, "Birr ve Sıla",60)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:22Güneş 06:47Öğle 13:02İkindi 16:24Akşam 19:05Yatsı 20:24
    • 18°C Adana
    • 20°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 13°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 99.547 1.59
  • Altın: 237,445 0.12
  • Dolar: 6,1013 -2.54
  • Euro: 7,1788 -2.40

Bazılarımız “Milli Korunma Kanunu" dönemini mi özlüyor?

Mehmet Barlas

Hiçbir gelişmenin bizi şaşırtamayacağı bir toplumuz. Yüksek faiz de, yüksek enflasyon da, çılgın kur artışları da gördük geçmişte. Bugün tanık olduğumuz ve bizi öfkelendiren gelişmelere karşı gösterdiğimiz tepkilerin benzerlerini de defalarca tekrarladık. Ama galiba yaşadıklarımızdan fazla ders de almadık.

Eski düzen
Mesela dövize bağlı gerek gerçek gerekse spekülatif fiyat artışlarına karşı gösterilen tepkiler, "Serbest Pazar Ekonomisi"ne geçilmeden önce ceza mevzuatına konu edilirdi. Fahiş fiyatlamal sattıkları iddia edilenler "Milli Korunma Kanunu"na göre hapisle cezalandırılırlardı. O dönemde yani 1950'li yılların döviz krizleriyle geçen ikinci yarısında, tüccar ailelerin fertleriaralarında kura çekip kimin hapse gireceğini belirlerlerdi.

Artık serbest pazar var
Turgut Özal'ın mimarı olduğu 24 Ocak kararları ile hiçbir şeyin fiyatını, paranın faizini ve hatta döviz kurlarını bile devletin belirlemeyeceğini öğrendik. Önemli olan fiyatı verildiğinde bir malın da, bir yabancı paranın da bulunabilmesiydi. Arz ile talep arasındaki ilişkiler fiyatların gerçek belirleyicisiydi. Ama ne de olsa eski alışkanlıklar var sosyo-politik ve ekonomik bakış açılarımızda...

Eski bakış açısı
Sanki 2'nci Dünya Savaşı'ndaki yokluk yıllarında bizim medyaya konu olan "İhtikarcılar"ın, bu defa torunları doların tırmanışını vesile edip sanki yine her şeye aşırı zamlar yapıyorlar. Veya sanki birileri enflasyonun yükselmesini fırsat bilip faizleri yükseltiyorlar. Kimse yüksek faizin bedelini en çok bankaların ödediğini adeta görmüyor. Veya piyasada mal bollaşınca kimsenin pahalı fiyatla mal satamayacağı düşünülmüyor. Ayıp olmasa belki Milli Korunma Kanunu da yeniden yürürlüğe koyulur.

Başkan değil Cumhurbaşkanı
Geçmişte hiç yaşamadığımız şey ise anayasal düzenimizdeki "Cumhurbaşkanlığı Sistemi"dir. Ancak bir bölüm medya bu sistemi fırsat bilip Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Başkan Erdoğan" demeye başladı. Oysa Türkiye'de hemen herkes "Başkan"dır. Kulüp başkanları, dernek başkanları, belediye başkanları v.b. Ayrıca Tayyip Erdoğan da bir partinin başkanıdır. Ama bu ülkede bir tane Cumhurbaşkanı vardır.
Ne dersiniz? Başkan sıfatını Trump'a bırakmak daha doğru olmaz mıydı?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.