M. Şevket Eygi

M. Şevket Eygi

Bir doğru bir yanlış

Bir doğru bir yanlış

KONUŞMA: Bugün saat 18’de İslamî İlimler Kültür ve Edebiyat Vakfı’nda konuşacağım. Arzu edenler teşrif edebilir. (FATİH Fevzipaşa Cad. Feyzullah Ef. Sokak. No 4/3. Ali Emirî Kütüphanesi karşısında. Tel: 0212/534 32 64)

Muhterem bir zâta: Bu fakire erdemsiz demişsiniz, kendinizi de çok erdemli göstermişsiniz. Bir doğru, bir yanlış laf etmişsiniz. Bendenizin erdemsiz olduğum doğrudur, zât-ı alinizin erdemli olduğu yanlıştır. Hürmetlerimle...

***

O mürşid-i kâmilin ismini vermem tasavvuf terbiyesine çok aykırı bir densizlik olur. Böyle zatlar medihten, reklâmdan, alkıştan, ünden hoşlanmazlar. Onlar gizli hazinelerdir. İnzivaya çekilmişlerdir, herkesle görüşmezler. Bundan yedi yüzyıl kadar önce Mısır’da büyük bir veli büyük bir şehirde kırk yıl yaşamış, bu müddet zarfında hiçbir vali ile görüşmemiştir. Böyle zatlara yapılacak büyük kötülüklerden biri, ismini adresini vererek kalabalıkları ona musallat etmektir. Peki böyle hayırlı kimselerden nasıl yararlanılacak? Bu bir nasip meselesidir, ya rüyada gösterilir, yahut bir tevafuk olur. İsmini, adresini, telefon numarasını ver, ziyarete gideceğiz, rahatsız edeceğiz diyenlerin ellerinden öperim ama isteklerini yerine getirmem. Hem o muhteremin bizim ülkemizde mi başka bir İslam ülkesinde mi yaşadığını yazmadım. Kim bilir nerede? Duaları üzerimize olsun... Onlar davet tebliğ irşad hizmetlerini gürültü patırtı şamata ile yapmazlar, gizlice yaparlar.

***

Vahşi, canavar, gaddar, acımasız biri zavallı bir sokak köpeğini okla vurarak öldürmüş. Fotoğrafını gördüm, hayvan yere uzanmış, ok böğrüne saplanmış, kanları yere akmış... Bunu önemsemeyenlere söylüyorum: O zavallı hayvanın ahı yerde kalmaz. Bir, gaddar ve canavar kişinin tepesine iner, bir de nehy-imünker yapmayan sözde merhametlilerin.

***

Kendini çok bilgili, çok kültürlü, çok entelektüel, çok akıllı sanan birine: Bedeninizi beslemek için günde üç öğün nefis yemekler yiyorsunuz. Ruhunuzu, aklınızı, fikrinizi beslemek için günde kaç kez faydalı yazılar ve kitaplar okuyorsunuz.

***

Japonya dünya işlerinde bizden üstün. Bunun 25 sebebinden biri, o ülkenin okullarında temizlikçi hademe, müstahdem bulunmaması, başta tuvaletler olmak üzere okul binalarını öğretmenlerin ve öğrencilerin temizlemesidir. Bizim aklımızın eremeyeceği bir temizlik, her yer pırıl pırıl, ışıl ışıl... Ben ciğerpare çocuğuma yer süpürtmem, paspas yaptırtmam, hele WC temizliğimi, bunu duymak bile istemem diyen velilerin kulakları çınlasın. Allah Japonlara hidayet nasip etsin, onlarda bizden çok fazla İslam ahlakı, İslamî erdemler var. Niçin kütle halinde Müslüman olmuyorlar? İslam dünyasının halini görünce niyet etmiş olsalar bile çoğu vazgeçiyor.

***

Türkiye Müslümanlarının bedenen ve ruhen sağlıklı olmaları için İslam’a uygun bir hayat tarzı sürmeleri, hastalandıkları zaman İslam tıbbına uygun şekilde tedavi edilmeleri gerekir.  Aksi takdirde, on beş seneye kalmaz halkın yüzde 99 hastalıklı marazlı illetli olacaktır.

***

Adam başına 500 liraya belki de 1000 liraya yemek yenilen lüks lokantada alevli gösteri yapılırken, biri ağır dört turist yaralanmış. Demek ki sadece fiyatları yakıcı değilmiş.

***

Kaç sene oluyor... Anne babası lise öğrencisi olan genç kızı, dostlarımdan bir ruh ve akıl hastalıkları uzmanına götürmüşler. Vaka şu: Kız birkaç yüz kilometre uzaktaki bir şehirde yaşayan kırk yaşlarında bir adamla mailleşmiş, adamı kendi yaşadığı şehre davet etmiş, adam gelmiş bir otelde birlikte yatmışlar. Doktor ona kızım bu yaptığın nedir deyince kız avaz avaz bağırmış ben hayatımı yaşayacağım, bana kimse karışamaz diye bağırmış. Ağzı süt kokan kızın dediğine bak.

***

Eğitimin düzelmesi için birkaç temel şart vardır. Onların birincisi öğretmenlerin çok vasıflı olması, milli kültürü ve genel kültürü çok iyi bilmeleridir. Bu şart yoksa, ağzınızla kuş tutsanız eğitim düzelmez.

***

Bir, mesela Fransızların liselerinde okuttukları edebiyat tarih felsefe coğrafya kitaplarına bakınız, birde bizdeki ders kitaplarına. Onların kitapları çok zengin, çok güzel. çok cezbedici; bizimkiler çok sönük ve yetersiz. Sayın Milli Eğitim Bakanımızdan istirham ediyorum, yukarıda zikrettiğim konulardaki Avrupa ders kitaplarını getirtsin, mütalaa buyursun, aradaki farkı görsün. Başka söze hacet yoktur.

***

Büyük gazetelerden birinde, çay nasıl demlenir başlıklı bir yazı gördüm, okuması dört dakika bile sürmedi. Japonya’da çay demleme sanatı ve seremonisi, icazetli üstadından yıllarca ders alarak öğreniliyormuş. Türkiye dünyada en fazla çay tüketen ülke ama çayın kalitesi, on üzerinden kaç not alır? Haddinden fazla içilmemek şartıyla kaliteli çay şifadır. Kalitesiz çay zarar verir, hasta eder. Çay, ayranımızı tahtından indirdi, baş içeceğimiz oldu. Okullarda, çay nasıl demlenir onu öğretsek ne iyi olur. Birkaç bileni bir araya getirip bir çay demleme kitabı yazdırsalar, onu okutsalar. Bulaşık suyu gibi çay demleyen ve çay içenler çay hocası olacak değiller ya.

***

İsraf, saçıp savurma, aşırı tüketim, aşırı konfor, lüks bizi bugünkü hale getirdi. İslam’ın kanaat değerini ferdî ve toplumsal hayata sıkı bir şekilde uygulamazsak krizden kurtuluş mümkün olmaz.

***

Yıllar boyu yaza yaza bıkmadım, günde, evet her gün 4 veya 5 milyon ekmeği çöpe atan nankör bir toplum, zamanı gelince dehşetli bir tokat yer. Ekmek ulu nimettir onu israf eden çarpılır.

***

Müslümanlık sadece lafla, ders almakla, kitap okumakla öğrenilmez. Müslümanlık yaşanan bir şeydir, aksiyondur. Hükümlerinin ve tavsiyelerin hayata uygulanması gerekir.

***

Bediüzzaman’ın ahlakı ile ahlakı olmayan kimseler Risale-i Nur hizmetleri yapamaz. Bu hamur çok su kaldırır, bu kadarcık yazıyorum.

***

Sen Nakşilik tasla, Nurculuk tasla, dindarlık tasla ve sonra gıybet et... Böyle Nakşilik böyle Nurculuk böyle dindarlık olur mu ? Ölü kardeşinin etini yiyen Müslümanlar ne acayip Müslümanlardır.

***

Ben faziletliyim diyene: Mademki, öylesin faziletli ol...

***

Bir dostum üç namaz takkesi hediye etti, içlerindeki etiketin üzerinde Made in China yazılıydı. Müslümanların namaz takkelerini, seccadelerini, tespihlerini, kıblenümalarını Marksist Çin yapıyor. Ne günlere kaldık.

***

Salih ve sadık bir Müslüman’ın en büyük kerameti müstaqim, yani doğru ve dürüst olmaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
M. Şevket Eygi Arşivi