M. Şevket Eygi

M. Şevket Eygi

Çok lüzumlu ve faydalı dersler

Çok lüzumlu ve faydalı dersler

Okullarda niçin şu dersler, konular okutulup öğretilmiyor?

* GÖRGÜ dersleri... İnsanı medenî, vasıflı, ruhen asil yapan görgüdür. Bir kimsenin ne mal olduğu görgüsünden veya görgüsüzlüğünden anlaşılır.

* Japonyada küçük çocuklar okula başlayınca ilk üç sene görgü, ahlak öğreniyormuş. Bizde böyle bir şey niçin yok?

* AHLAK dersleri... Çocuklarımıza, gençlerimize ahlak ve karakter kültürü verebiliyor muyuz?

* HİKMET (Bilgelik) dersleri...

* Az da olsa mimarlık, dekorasyon, şehircilik, peyzaj dersleri.

* Giyim kuşam dersleri...

* Yeme içme, sağlığını koruma dersleri...

* İsraftan kaçınma, kanaat, dengeli yaşama dersleri...

* Doğru ve iyi düşünme, mantık dersleri...

* Çok önemli: Vatanseverlik dersleri...

* Benliği ile mücadele etme dersleri.

Beden eğitimi dersi önemli ve zaruri de bu saydıklarım değil mi?

Okutulmaya karar verilse bile bunları okutacak ehliyetli ve liyakatli yeterli sayıda öğretmenimiz var mı?

Bu konularda mükemmel ders kitapları yazacak; çok kültürlü, çok bilge, çok akl-ı selim sahibi pedagoglarımız, düşünürlerimiz var mı?

Aklımızı cebir, geometri, fizik, kimya derslerine takmışız. Onları da doğru dürüst okutabilsek yanmam. İnsan sadece matematik kültürü ile insan olmaz.

Okullarımızda Türkçe dersleri var ama yazılı, edebî, zengin Türkçe öğretemiyoruz.

Shakespeare’siz İngiltere düşünülebilir mi? Biz, Fuzulî’siz bir modern Türkiye inşa etmişiz. Cahilliğin adını modern koymuşlar.

Edebî yazılı zengin Türkçeyi yitiren bir Türkiye ayakta kalabilir mi sanıyorlar? Zehi gaflet!

Biz şu anda niçin Japonlar kadar kibar, nazik, ahlaklı, görgülü değiliz?

Gazetelere, tv’lere bakınız, ne hallere düştüğümüzü anlamaya çalışınız.

Suç, ahlaksızlık, karaktersizlik, görgüsüzlük patlaması yaşıyoruz.

İç barış, toplumsal uzlaşı berhava olmuş.

Şehvetler galeyan halinde...

Doğruluk dürüstlük nerede?

Herkes kötü demiyorum, kötülükler yaygın ve yoğun hale geldi diyorum.

Gazetelerde, tv’lerde insanın içini ısıtan kaç haber, kaç resim var?

Nasıl, sevgisiz, merhametsiz bir toplum olmuşuz?

Japonyanın Nara şehrinde sokaklarda serbestçe dolaşan geyiklere kimse el sürmüyor ama bizim Kızılırmak deltasında koruma altına alınmış yetmiş yeşil başlı örnek acımasızca, vicdansızca katl edildi.

Bizi ayakta tutan Dinin ve Tasavvufun içini, dini imanı para ve ikbal olan hangi kaltabanlar boşalttı?

Bu kadar din sömürücüsü alçak nereden peydahlandı?

Nereye gidiyoruz?

***

İngiltere’den bir fotoğraf... Müslümanlar Cuma veya bayram namazı kılıyor. İçlerinde polis üniformalı çok. Herkesin başında takke veya bere var. Başı açıklar sadece yüzde bir, belki daha az... Türkiye... Cuma namazı cemaatlerine bakıyorum. Ancak yüzde beşinin başı örtülü...  Namazda başı örtülü olmak Sünnettir, edeptir. Biz bu hale niçin ve nasıl düştük?

***

Kur’an meali mi yazsın, hadis tercümesi mi yapsın? Hangisinde çok para var?.. Böyle din alimi, din hizmetkarı cerrar olmaz olsun!..

***

O kıpkızıl azılı solcu, sırtına yeşil bir harmaniye geçirmiş, İslamcı hareketin içine sızmış, bir eli yağda bir eli balda. Müslümanların haberleri yok. Eyvah ki eyvah!

***

Kötü, cahil, yobaz, içi boş, münafık, ilimsiz irfansız, kaba saba, Allah için kurban küp için kavurma o güruh-i lâ yüflihûn olmasaydı insanlık fevc fevc İslama koşar, hidayet bulurdu. Onlar İslam’ın önündeki en büyük engel.

***

Bir Avrupa şehrine cami yaptırmışlar. Her iş, her hizmet bitmiş gibi, akıllarını hoparlörle Ezan okumaya takmışlar. Ey akl-ı selim, ey hikmet neredesiniz, şu adamlara laf anlatsanıza...

***

Nefs-i emmarelerini aklayanlar doğru dürüst hizmet edemez. Zahirde hizmet eder gibi görünürler ama aslında hizmetleri mıncıklayıp dururlar.      

***

Eski mücahid fi sebilillahlar küffardan ganimet alırmış. Şimdi bazı sahte mücahidler ve münafıklar Müslümanları tokatlamak ve yolmak suretiyle akıllarınca ganimet, aslında nâr topluyor.

***

Soyan hin oğlu hine mi daha fazla kızmalı, soyulan saf salaklara mı?

***

Pet şişelerle satılan içme sularının çoğu bozukmuş, onları değil içmek, yıkanmak için kullanmak bile caiz değilmiş. İki araştırıcının raporları böyle diyor. Devlet ve belediyeler ne yapıyor?

***

Şu kış kıyamette Belgrad ormanlarına gidip, içme suyu bidonlarımı Neşet suyu ile mi doldursam? Oralara gitmişken Kemerburgaz’daki Kardeşler lokantasında lezzetli bir yemek yerim. Hem de bir nebze de olsa temiz hava alırım.

***

Şeriat elden gitmiş, din elden gidiyor, imanlar tehlikede... Adamın aklı cami helasında.  Mevcut hela konforsuzmuş, sıcak sulu, yerleri granit döşeli, muslukları fotoselli modern bir WC yapılması için para topluyormuş. Bir kuruş bile vermedim.

***

Doğal gazlı sıcacık evlerde, lezzetli yemekler yiyerek, ikindileri pastayla çay içerek yaşayan gel keyfim gel Müslümanlara: Yaşlı, fakir, sıkıntı çeken, sürünen Müslümanlar olduğunu düşünüyor musunuz? Onları düşünürseniz, keyfiniz mi kaçar? Ahirette keyfinizin kaçacağını hesaba katınız.

***

Bendeniz sağlığımı, canımı sokakta bulmadım, onu korumalıyım. İşte bu yüzden ilaç tacirlerinden, emarcılardan, yoğun bakımcılardan, tıbbî tuzaklardan uzak duruyorum. Yaşlılık dolayısıyla ufak tefek güçsüzlüklerim ve hastalıklarım var ama çok şükür ayaktayım, idare ediyorum. İslam tıbbını kabul ediyorum. Onda her derde çare var. Sadece ölümün çaresi yok.  Modern tıp endüstrisi de ölüme karşı çaresiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
M. Şevket Eygi Arşivi